Sahte "dîn âlimleri"nin giderek arttığı ve Müslümânların îmânlarını tehlikeye attığı bu zamanda, Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri'nin, hakîki dîn âlimlerini sahtelerinden ayırt edebilmemiz için bizlere ışık tutacak olan, yüksek dîn ilimlerini ve bu ilimleri öğrenebilmek için gereken yardımcı ilimleri açıkladığı yazısını, sadeleştirmeden ve altında Osmanlıca orijinal metniyle birlikte yayınlıyoruz.
Metni PDF dosyası olarak indirmek için lütfen tıklayınız.
Metnin Osmanlıca orijinali, sayfanın en sonunda yer almaktadır.
(Sevânih'ul Efkâr ve Sevâmih'ul Enzâr)
Ulûm-u Âliyye Sekizdir:
Birincisi: Fıkıhdır ki, ef’âl-i mükellefînden bahs eder. Ef’âl-i mükellefîn; me’mûrun bih, menhiyyün anh, ve mübâhât olmak üzere üçe ircâ’ olunabilir.
Fıkhın mevzû’u dörtdür: Birincisi ibâdâtdır ki hükemâ buna tehzîb-i ahlâk derler. İkincisi muâmelâtdır. Üçüncüsü münâkehâtdır ki hükemâ buna da tedbir-i menzil derler. dördüncüsü cinâyâtdır ki hükemâca siyâset-i medeniyye demekdir.
İbâdât; şerâit-i İslâm’dan dördüdür. Ya’nî savm, salât, hacc, zekât. Kelime-i şehâdet ise başlıca başka bir ilimdir ki bahs edilecekdir. Muâmelât; bey’, ticâret, emânet, îcâr, hibe, lukata, âriyet, verâset, rehin, gasb, ribâ, vedî’a ve vakf ve tefellüsden ibâretdir. Münâkehât ise nikâh, talâk, iddet, nüşûz, li’ân –ki erkek: {bu çocuk benim değildir, al bunu götür} demesidir–, îlâ –ki erkek zevcesine dört aydan fazla boş bırakacağım demesidir–, nafaka, ric’at, lakîtden bahs eder. Cinâyât ise kısâs, hadd-i zinâ, hadd-i sirkat, hadd-i şerab, şehâdât, deâvî, mühâdene –muâhede–, seriyye –câriye getirmek–, cizye, ıtk –azâd etmek–dır.
İkincisi: Usûl-ü fıkıhdır ki kavâid-i fıkhiyyenin Kur’ân ve ehâdîsden tarz-ı istihrâcından bahs eder.
Üçüncüsü: İlm-i hadîsdir ki Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz’in ef’âl ve akvâl ve ahvâlinden bâhisdir.
Dördüncüsü: İlm-i usûl-ü hadîsdir ki ehâdîsin envâ’nı fark ve temyiz etmekden bahs eder ki –hadîs tevâtür, meşhûr, mürsel, müsned, sıhâh, hasân, merfû’, mevkûf, za’îf ve mevzû’ olurlar.
Beşincisi: Tefsîrdir.
Altıncısı: Usûl-ü kelâmdır ki; ilm-i kelâmın âyât ve ehâdîsden usûl-ü istihrâcından bahs eder.
Yedincisi: İlm-i kelâmdır ki kelime-i şehâdetden ve buna müteallık olan erkân-ı sitte-i îmândan uzun uzadıya bahs eder.
Sekizincisi: İlm-i tasavvufdur ki ilm-i kelâmın iç yüzüdür.
Tenbîh
Bu sekiz nev’ ulûm-u âliyyeyi okuyabilmek içûn ulûm-u ibtidâiyye vardır ki onlar da onikidir..
1- İlm-i sarf, 2- İlm-i iştikâk, 3- İlm-i nahv, 4- İlm-i kitâbet, 5- İlm-i iştikâk-ı kebîr, 6- İlm-i lügat, 7- İlm-i metn-i lügat, 8- İlm-i beyân, 9- İlm-i meânî, 10- İlm-i bedî’, 11- İlm-i inşâ, 12- İlm-i arûz’dur..
12 Eylûl 347 Cum’a ertesi


